MÜHİM MESELE

Nefes al, nefes ver. Nefes al, nefes ver… Nefes al… ve biraz tut şimdi.

Okudukça ben olacağın bir yer burası. Okudukça beni anlayacağın yer, burası. Belki nefret edeceksin benden beni tanıdığına pişman olarak, belki de beni özleyeceksin yine pişmanlıkla.Ne okuman için bir sebep var, ne de okudukça varacağın bir sonuç.

Sadece ben. Eğer istersen.

Şimdi bırakabilirsin.

30 Ocak 2011 Pazar

Ses.43

Olmaması gereken bir yorgunluk var üzerimde fazla düşünmekten dolayı.
Ne yazdığımı anlayacak kadar hızlı çalışmıyor beynim şu anda.
Ama yeni yazdığım hikaye çok fazla olmaya başladı bana.
Çok anlamlı.
Çok özlemli ve gerçeğin tamamen dışında.














'' Ve Zamancı, her şeyi tekrar başlatabilmek için, sırlarla dolu o yolu seçti... Ölüm, artık onu beklemiyordu. ''

29 Ocak 2011 Cumartesi

Ses.42

Korktuklarım, yaşadıklarımın yanında sanki hiçbir şeymiş gibi.
Çok fazla şeyden değil, aynı korkunun birden fazla örneğinden korkuyorum.
Yalan söylenmesinden, olanın, olmuş olanın dışında gösterilmesinden korkuyorum.
Ayrıca nefret ediyorum.
Ki defalarca aynı şeyleri söylemekten de nefret ediyorum.
Evet!
Kandırıldın, yalan söylendi sana, korkuların var.
Hatırlamaktan korkuyorsun, özlemekten ve ihtiyaç duymaktan daha çok korkuyorsun, korkunla korkunu büyütüyorsun!
Anladık bunları Alus.
Defalarca yazdın bunları.
Ama çözümü ne?
Bunlar üzerine de kafa yor azıcık!
Ergen çocuklar gibi bi de ağlamadığın kaldı!

---

Çözümün ne olduğunu bilmek yetmiyor işte bazen gördüğün gibi!
Tekrar aynı heyecanı yaşamak için bi gücüm yok.
Her şeyi baştan yaşamaya inancım yok.
O yüzden böyle sanırım.
Bi kere güvenebiliyorum ben.
Kandırılıyorsam eğer çok vahim benim için her şey en sonuna doğru anının…
Tekrar acı sindirmeye çalışmak, olması gereken şeyleri yapmak; yani görmezden gelmemeye çalışmak acıyı, insanı, kadını. Sonuna kadar yaşamak tüm acıyı.
Hatırlamaya çalışmamak anıları, özen göstermemek hayata, üstünkörü geçirmek zamanı. Hak ettiğim gibi yani.
Bunlar benim için çok zor be.
Atlatınca bu aşamayı, tekrar sevgiyi hissetmeye çalışmam biraz zaman alıyor.
Birkaç yıl kadar hemde.

Carpe Diem

We can learn
From the past
But those days
Are gone
We can hope
For the future
But there might not be one

The words stuck in my mind
Alive from what I've learned
I have to seize the day
To home I returned

Preparing for her flight
I held with all my might
Fearing my deepest fright
She walked into the night
She turned for one last look
She looked me in the eye
I said, "I Love You...
Good-bye"

28 Ocak 2011 Cuma

Ses.41

Ne kadar garip…
Soğukluk her yanımı sarmış, istemeden ben aslında hiç.
Gözlerinde ki soğukluk beni korkutuyor mu acaba?
Hiç görmeden yaşamaktan korkuyor muyum acaba?
Ya da görebilmek için çabasızlık beni korkutuyor mu?
Üşüyorum ben sadece, hava çok soğuk.
Hava çok soğuk.
Umursuzluk beni korkutuyor.
Her şey ısınacak, tekrar eskisi gibi olacak..
Bunu istiyorum.
Ellerim kurudu artık, ellerim ısınmıyor.
Hatıralarım üşüyor..
Ve en son, gözüme gözüktüğün an, özlemim yok oluyor.
Artık hiç özlemiyorum.
Kimseyi özlemiyorum.
Sadece korkuyorum.
Beni korkutuyorsun.
Beni acınacak hale getiriyorsun.
Beni tanıncak hale, herkesin anlayacağı hale sokuyorsun.
Kaybetmiş bir insan…
Bunu herkes anlayabilir.
Sağol, beni öldürdüğün için teşekkür ederim.
Daha fazla yakamazsın canımı.

23 Ocak 2011 Pazar

Ses.40

Yeni denemeler yapıyorum kendimce.
Bir elin sıcaklığını hissetmek için, önce daha derinlere bakmak artık farazi sanki.
Sıralamayı değiştirmek lazımmış.
Deniyoruz.
Olacak gibi de.
Ama hiç alışık değilim.
Çok yabancı.
Ama denediğim için daha büyük bir şey kaybetmeyeceğim, eski kayıplarıma kıyasla.
Muhtemelen daha az acıyacak canım.
İtiraf ediyorum tabi ki bunu sana, fakat pek yabancı bu durum bana.

---

Sakinlik var bende.
Alışkanlık, sanırım olaya olan ilgimi alıyor benden.
Hayata karşı pek ilgili değilim akabinde.
Uzun uzadıya yazmaya gerek yok, sanırım farklılaşıyorum.
Neler olacak bilmiyorum, yardım et bana.

22 Ocak 2011 Cumartesi

Ses.39

Ve Hüseyin'i uyutmuyorum.
Gonca'da uyuyacak ama kaçırdım uykusunu.
Beste'nin tamamen kaçtı zaten uykusu.
Benim ise 48 saatte tam olarak 3 saatlik uykuyla dayanıklılığımı test ettiğim bir an şu an.
Ama keyifli.
Eskiden bu kadar keyifli değildi buralar.
Umarım uzun vakit uyumazlar :D

21 Ocak 2011 Cuma

Ses.38

Yağmurun ıslattığı bu dar ve uzun sokak, ilk defa bana bu kadar eşsiz gözüktü.
Her zaman ki pis toprak, şimdi nemlenmişti, kokuyordu insanı kendine çeken bir tat ile...
Özleyeceğim bir an...
Ve yine kasım ağıtı ile inliyor tüm kafe...
Nargile lazım...

Ses.37

Kendin ettin kendin buldun dese ya birisi bana.
Hakikatten buna ihtiyacım var.
Bilmem yetmiyor.
Birisinin buna beni inandırması gerek.
''Kendin ettin ve kendin buldun.
Üşümesin için artık daha fazla.
Gerek yok.
Artık geçti.
Yapabileceğin bişey yok.
Geçecek zaman ve alışacaksın.''
Beni avutmayın sakın ha dostlar.
Gerçeklerle gelin ki iyice yakayım yaramı, kabuklaşsın iyice.
Gerçekten ihtiyacım var.

Ses.36

Yeni bir hikaye yaratıyorum sanırım!
Çok heyecanlıyım şu anda!
Hatta bu heyecan uykumu kaçırıyor ve yarın saat 10 da başlayacak olan Adalya mesaime geç kalma ihtimalimi doğuruyor.
Olsun lan!
Kalkarım kesin.
Hikaye çok güzel olacak be yav. :D

20 Ocak 2011 Perşembe

Ses.35

'' 6, 6 en sevdiğim sayı 6! ''
Bir zamanlar Susam Sokağı izlerken, sayıların en güzelinin 6 olduğunu söylerdi Minik Kuş.
Neden bilmiyorum, ama o öyle derdi ve benim de en sevdiğim sayı 6 oldu.
Ve 6 gündür de yazmıyorum buraya.
Fark eder etmez küçükken inandığım o şeye ihanet etmemek için oturdum bilgisayar başına.
En sevdiğim sayı 6, 6 gündür de yazmıyorum.
Hiç bi alakası ve tasadüfü yok.
Ama seviyorum hem bu sayfayı ve 6'yı.

---

Aslında bu 6 gün, bilgisayarsızlığımla da alakalı.
Arkadaşımda unuttum ve hala da alamadım.
Başka bilgisayardan yazıyorum zaten bunu da.
Almaya da pek niyetli değildim açıkçası.
Çünkü artık buraya yazı yazması bir yük oluşturuyordu bende.
Bir şey hissetmiyordum sanırım yazılası.
Ya da yazılası tüm duygularımı anlatıyordum bir kişiye.
Anlatacaklarımı duymaktan da korkuyordum, yazıp okumaktan da.
Ya da bu sayfanın alışkanlık haline geliyor oluşundan da.
Ama öğrendim kısa süre önce korkmadan yaşanamayacağını.

---

Ki korkmaktan git gide keyif almayı öğreniyorum.
Kaçmadan yakalanacak, tesadüfen yaşanacak o anların gelişini ertelemek için hiç bir sebep göremiyorum.
Korkmuyorum da.
Çünkü eminim ki, ben kaybetmedim değerlerimi.
Didinip, kendimi harcayıp uğruna yarattığım değerler hala duruyor.
Hala benimleler.
Gitmeleri için de bir sebep yok.
Korkmak için bir sebep olmadığı gibi.
İnsan kendinden korkar mı¿...

---

Nefes al.. Nefes ver... Nefes al.. Nefes ver... ve biraz tut şimdi..
Hafızamla ilgili sorunları her zaman yaşadım.
Bazı anıları çok net hatırlarım. 
Her cümleyi ve her nefesi.
Her sözü ve her yağmalanan hayali.
Ama artık rüyalarımda yeni yeni anılar yaratmak benim için hiç hoş olmayan sorunlar doğuruyor.
Artık eskileri daha çok özlüyorum.
Rüyama onlar gelsin istiyorum.
Ellerimde son kez uyuyan kadar kimse beni mutlu etmedi.
Çünkü herşey benim elimdeydi.
Ben ise onun gözlerinde, saçlarında..
Sonradan kanlarla kaplanan saçlarında.
Şimdi bırakabilirsin...


---


Ve üzerinden yıllar bile geçse de unutmayacağım bir kaç insan.
Yaşamaya devam edin.
Beni bölmüş de olsanız, yaşamaya devam edin.
Ansızın görüyorum ya sizi böyle, o an beni taşıyorsunuz ya geçmişe.
Arada yapın bana bunu.
Hatırlıyorum...
O eski turuncu saçlarını, asla değişmeyecek bakışlarını, bir çok defa beni mutlu eden, fuarın ortasında bana bağırarak beni sevdiğini söyleyen ve defalarca sana aldanmamı sağlayan sesini, çok heyecanlandığın da neredeyse duracak gibi olan ve beni korkudan korkuya sürükleyen kalbini..
Hatırlıyorum..
Her zaman aklımda.
Çünkü gerçekten yaşadım ben her şeyi.
Senin gibi yapmadım, yalandan yapmadım hiç bir şeyi.

---

Ve istediğini koy buraya elveren.
Mutluluğu koy, yıldızları koy, küçüklüğünü koy, tokatlarını koy, korkularını koy, gözyaşlarını koy, saatlerini koy, yalanlarını koy, beni koy..
Bu yol sadece senin.
Gidişin için.














Yağmurun, çok derinleri hatırlattığını sanırdım sana hep.
En diplerde yatan umutlarını, aradığın her şeyi, o getirir sanırdım sana.
Ama o sadece yalanlarını yıkarmış.
Tozu dumana katmaman için, yağarmış.
Yalandan, şakacıktan.
Ve eşliğinde benden aldığın bir çok şarkının.
Benden anlamını çaldığın.

---

Yakında gidiyorum İzmir'den. ( Aslında daha 6 ay var. )
Deneme - Yanılma ile öğrendiğim bi çok saçma tecrübeme bir yenisini daha ekliyorum.
Gerçi bu sefer yanlız değilim.
Bakalım neler olacak.
Çok merak ediyorum.