MÜHİM MESELE

Nefes al, nefes ver. Nefes al, nefes ver… Nefes al… ve biraz tut şimdi.

Okudukça ben olacağın bir yer burası. Okudukça beni anlayacağın yer, burası. Belki nefret edeceksin benden beni tanıdığına pişman olarak, belki de beni özleyeceksin yine pişmanlıkla.Ne okuman için bir sebep var, ne de okudukça varacağın bir sonuç.

Sadece ben. Eğer istersen.

Şimdi bırakabilirsin.

29 Haziran 2017 Perşembe

Ses.424

Küçük bir not;

Artık, yani aslında nihayet şarkılarımı yayınlamaya başladım. Yaklaşık 8 yıldır yapmaya çalıştığım şeyi başardım. Ara ara minik açıklamalar ile SoundCloud'a yükleyeceğim müziklerimi.


Aha da link;

https://soundcloud.com/alusdogucangunes

Artık dinlersin bazen.

20 Nisan 2017 Perşembe

Ses.423

Artık yazamıyorum. Kabul. Yani yazamıyor da değilim, yazmak istemiyorum. Yazarak, bu sıralar özellikle, vakit kaybediyorum gibi hissediyorum. O yüzden, bari sağ taraftaki listede her ay sırayla gözüksün diye en azından bir tane yazmam gerekiyor. Yazacağım da. Mesela bu açıklama o yüzden burarda.

22 Mart 2017 Çarşamba

Ses.422

Bu sefer yazmayı unutmadım. Bilerek bekledim yazacak farklı bişeyler olsun diye. Farklısı olmadı ama yine az rastlanan bişey oldu. Sanırım. Sağ kolum ağrıyor. Daha doğrusu arada uyuşuyor ve boynum tutuluyor mütemadiyen. 3 haftadır falan yanlış yatıyorum diye düşünüyorum ama dün bir tane arkadaşım (kendisine selam olsun) "belki boyun fıtığısındır" dedi. Bok varmış gibi. Aklım alındığında yerine bambaşka bir organ geliyor. Götüm. Bütün gece uyuyamadım ağrısından kolumun. Midem bile bulandı, kas seğirmesinden uyuyamadım doğru düzgün. Belki cidden o kadar vahim bir durum yoktur. Zira bugün daha iyi. Ama aklıma kurt düşürdü it. O yüzden rezalet bir haldeyim. Panik ve huzursuzluk bir arada bana hiç yaramıyor. Panik atak halleri geri döndü zaten 2 aydır. Bu da üstüne ek şahane bir sos oldu. Senaryolar kafamda fink atıyor şu an tarif edemem.

---

Hala pislik bi adamım ona şüphe yok. Rezil bile sayılırım. Ama nedense etrafımdaki insanlar hala ve hala iyi birisi olduğumu söylüyor. Anlamıyorum. Ama yine de onları kırmamak adına her ne yapıyorsam onların gözünde iyi gözüken, devam ediyorum. Bari onları kaybetmeyeyim diye.

14 Şubat 2017 Salı

Ses.421

Ve yine aynısı oldu, yazmayı unuttum. Aslına bakarsan bi çok şey aynı oldu. Daha önceden yaptığım gibi yada yapamadığım gibi. Takıntılığımı başka insanlara aktarmaya devam ediyorum-dum ki fark ettiğim anda bıraktım. Bu sefer daha az vakit kaybettim. Bildiğim anlamda "sevmek" sanırım genelde bilinen "sevmek" durumundan farklı. Bunu iyi yada kötü yada olumlu yönde farklı olarak söylemiyorum. Ki kesinlikle iyi yönde değil, çünkü kimi sevsem yada sevmeye çalışsam canımız yanıyor. Bu konunun daha da derinine inip halletmeliyim. Ama birisiyle değil. Mümkünse yalnız başıma. Bu sefer en azından çözmek için yalnız başıma.

26 Ocak 2017 Perşembe

Ses.420

Neredeyse 1 aydır falan aklımda olmasına rağmen yazacak enerjiyi ve ilginçliği bulamadım hayatımda. O yüzden sessiz sedasız ıssız ilgisiz kaldı buralar. Hala da pek yok, o yüzden zorla da olsa bişeyler yazmak istedim ve becerdim. En azından mevzudan bahsederek.

25 Aralık 2016 Pazar

An 2

Bıçak izi bir anlık rüzgar
Ruhun sızısı bir damla nefes
Huzurun sesi bir yudum an
Gözlerinden akıyor yaşanmayan
Kirpiklerinden süzülüyor
Sesinden arınıyor
Ellerinden ulaşıyor
Saçlarına dolanıyor
Bana birikiyor

5 Aralık 2016 Pazartesi

An

Kapalı gözlerden sızan sıcaklık ve ışı
Dudağının yanağına yayıldığı o an
Burnunun aldığı o derin soğuk nefes
Umduğun ile bulduğunun derdi
Geç kalışların, en büyük armağanın

28 Kasım 2016 Pazartesi

Ses.419

Gece Bildirgesi

Keyfim yerinde arkadaşım. Kısa süreli düşüşler yaşasam da yerinde. Arkadaşlarımla aram iyi, hayatım iyileşiyor (belim), yaptığım müzikleri artık dünyalar kadar çok seslerle kaydediyorum (kaydedebiliyorum) falan. Mutluyum. Meşgulüm. Heyecanlıyım. Bu saatte bile. Çok uyumasam da iyiyim.

---

Ahlakın getirdiği yaptırımları saymazsak, hiç olmadığım kadar da pis ve kirliyim.

10 Kasım 2016 Perşembe

Ses.418

Hatırlamaya başladığım andan itibaren kızarmaya başlayan burnum ve ağırlaşmaya başlayan göz kapaklarım bana ısrarlar "Uyu" der gibi. Fakat ben uyumaktansa daha başka şeyler yapmaya başladım. Daha da fazla hatırlamaya başladım seni mesela. "İyi uyu" - "Sen de Alus". Son gerçek, derinden ve kendimiz olarak dialoglarımız birbirimize söylediğimiz. Acıklı, hüzünlü. Kişiliğime dair ne varsa bir köşeye ittiğimi varsayarsak, özledim seni yav. Baya. Hani en saf olabilecek hissiyat ile özledim. Senin oluşabilecek ( ve oluşturmakta da baya başarılı olduğun ) her hangi bir problemin ile alakalı konuşmayı, onu senden almaya çalışmayı, üzülmeni engellemeye çalışmayı, ağladığında göz yaşlarını silmeyi, seni güldürmeyi, seni ısıtmayı. Önceden bunlar çok doğal ve olağan şekilde varken hayatımızda, şimdi kendimi çıkartabilirsem kendimden var olabilecek şeyler. Çok acıklı değil mi? Peki kendimi çıkartabilecek miyim? Mümkün değil. Belki sen de üzülüyorsundur görüşemiyoruz diye, belki sen de bana söylediğin gibi cidden hayatında beni istiyorsundur, hala. Bunlar olumlu yönde asla değişmeyecek şeyler ne yazıkki. Ama ben yine de seni özledim, kokunu, burnunu, tenini, kirpiklerini, nefesini. Ve ne olacak biliyor musun, yarın olduğunda, günlük rutinler arasında kaybolacak bu özlemim. Bu daha da acı.


---


"Ve bu ihtimaller, çok ümit bağladığımız ışıklardır."

30 Ekim 2016 Pazar

Ses.417

"When I have nothing else,I try to dream the dreams of a child’s imaginings. "

"Saçların. Başın sanki süslerle donanmış gibi gösterirdi seni. Kokusunu hala hatırlıyorum… Ama bulamıyorum başka hiç bir yerde. Saçlarına aitlerdi. Sadece saçlarına ve sana. Denizler kadar narin ve uçsuz gözlerin. Bana bakardı önceden. İçinde kaybolmayayım diye ellerimi de tutardın eskiden. Hatırlıyorum. Hatırlanmaması gereken hatıraların en başında yer alan o gözleri. Kapattığında gözlerini kirpiklerin tutardı beni kendinde. Biraz daha göreyim diye seni. Şu an peki? Nerede öldün acaba? Nefesin mi yetmedi seni hayata tutmak için, yoksa karanlıkta bir anda ne olduğunu anlamadan bitti mi yeni hatıra ihtimallerin? Umarım, bir anda olmuştur, bana olamayacağı gibi. Uzun uzun yaşıyorum sensizliği, sessizliği. O kadar zor ki denizi izlemek. O kadar zor ki nedenler aramak. O kadar zor ki aldığım nefesi vermeye ihtiyaç duymamak. Bilemezsin, bilmemelisin de. Sen belki de doğru olanı yaptın. Neden dayanmak zorundasın ki? Neden bir gün daha yaşayasın ki? Neden bir gün daha, sadece alışılmış farklılıkları yaşama ihtimalini zorlayasın ki? Çok haklısın, çok haklıydın. Ama “adını bile söyleyemediğim kadın” o kadar zor ki karanlığın içinde kayboluşunun, benim için seninle ilgili son hatıra olması… Zorluklarını zorluklarımla kıyaslamıyorum fakat, sen giderek bir kez öldün. Ben ise senin gidişini izleyerek yaşarken öldüm. Bunun acısını bilemeyeceksin. Ne şanslısın, bundan sonra hiç bir şeyi bilemeyeceksin. Ne yaşadığımı, ne yaşayacağımı ne de unuttuklarımı. Kasım’ın son haftası sen bir kez öldün, ben ikinciyi bekliyorum. İsteksizce. Ama belki seni bir kez daha görürüm, son nefesimden, gözlerime giren son ışık huzmesinden, kulaklarımın duyacağı son seslerden, tenimin hissedeceği son rüzgarlı yağmurdan önce. Sanki gerçekten varsın gibi, gözlerimin ardında. Ve sonra mutlak sessizliğin asla hissedemeyeceğim huzuru içinde kaybolacağım. Bitecek senin bir zamanlar var olduğunu hatırlayacak son insanın da zamanı. İşte o zaman sen de bir kez daha öleceksin. Çok üzgünüm..."