MÜHİM MESELE
Nefes al, nefes ver. Nefes al, nefes ver… Nefes al… ve biraz tut şimdi.
Okudukça ben olacağın bir yer burası. Okudukça beni anlayacağın yer, burası. Belki nefret edeceksin benden beni tanıdığına pişman olarak, belki de beni özleyeceksin yine pişmanlıkla.Ne okuman için bir sebep var, ne de okudukça varacağın bir sonuç.
Sadece ben. Eğer istersen.
Şimdi bırakabilirsin.
15 Eylül 2016 Perşembe
Ses.414
Yine aynı şeyi yaptım, yine eskileri bulup, okuyup gözlerim yanana kadar okudum. Neyi atlamışım biliyorum sanırım artık. Fırsatları. Apaçık ortada duran fırsatları. Belki de ihtimalleri. Şu an neden bunları okuyor ve görüyorum peki? Ak? Çok mu az geldi ki hatırladıklarım? Bence değil. Ne ise o. Ama şu an fark ediyorum ki, ne düşünürsem düşüneyim veya sen ne yaparsan yap, hiç bir zaman değişmeyecek seni ilk tanıdığımda hissettirdiğin şeyler. Ne yazık ki değişmeyecek ve ben bu tip anları tekrar yaşaya yaşaya seni hatırlayacağım, yine. Ah bir de dokunabilsem.
21 Ağustos 2016 Pazar
Ses.413
Çok fazla diretmeden eksilenleri, eksilecekleri gibi kabul edip başka anlamlar yüklememek, ne kadar zor olabilir ki? 10 yıl kadar. Ama bunu öğrenmiş olmak, bu fikre ve hisse sahip olmak beni daha "düz" yapıyor olmakla beraber, aklımı dinlendiriyor. Biliyorum çünkü eksikliğin nelerden kaynaklanmış olabileceğini, eksikliğin ne talep edildiğinde ortaya çıkacağını. Fazlasını beklememek lazım, verilenle mutlu olmak en büyük zaafım çünkü. Bunu atlatmış olmak, atlatmış olmaya en yakın olmak, güzel bi his.
---
Aidiyet sorununa da çare bulabiliyorum sanırım. Kimseye ait olmadığımı kabul etmem bunu atlatabilmem için çok iyi bi yoldu. Bu kadar net ve açık olan seçenekleri, artık hangi algıya dayanarak seçemiyordum bilmiyorum ama artık bunun tartışmasını yapmayacağım kendimle. Yok ise yok, var ise ne mutlu.
---
Aidiyet sorununa da çare bulabiliyorum sanırım. Kimseye ait olmadığımı kabul etmem bunu atlatabilmem için çok iyi bi yoldu. Bu kadar net ve açık olan seçenekleri, artık hangi algıya dayanarak seçemiyordum bilmiyorum ama artık bunun tartışmasını yapmayacağım kendimle. Yok ise yok, var ise ne mutlu.
30 Temmuz 2016 Cumartesi
Ses.412
Hayata tutunmaya çalışmak, o kadar zor ki, o kadar uğraş gerektiriyor ki, yapılamıyor bazen. Kendi çaban yetmiyor bazen. Bazen ellerinden çıkanlar, zaten sana ait olan değerler bile yetmezken çabalamak o kadar üzücü ki. Bunu görmek, buna şahit olmak ve bazen bunu yaşamak yıldırıyor beni. Genelde yaşamak daha az yoruyor bunu. Huzurlu seslerin arkasına saklanmış uyumsuz (aslında özüne bakıldığı zaman sadece ol'an ve yanına gelenin ona anlam katmadığı zamanlarda sorunsuz ol'an) uğultular gibi ürperti veriyor. Çünkü bunu yaşayan insana uzaktan bakmak, sadece görmek (sanki bana hiç etkisi yokmuş gibi) üzücü. Ha bunu neden hissediyorum onu da bilmiyorum. Nerede, kim varsa yaşamaya çalışan, başına gelen zorlukları aşmaya çalışan (bazen kendi aptallıkları sebep olsada) ellerini tutup daha yukarı kaldırmak istiyorum. Bazen yerlerde sürünmek isteseler dahi. Bu da benim derdim işte, beni de kaldırsalar hoş olur.
28 Temmuz 2016 Perşembe
Ses.411
Tanımadığım bir bilgisayarda, tanımadığım bir koltukta oturup, tanımadığım bir evde uyuyup uyanacağım. Tanımadığım bir yüz görüp, eskiden bildiklerimle devam edemeyecek olmanın verdiği suçlulukla geçireceğim günümü. Üzücü. Geçici belki ama üzücü. Keşke elimden bişeyler gelseydi.
8 Temmuz 2016 Cuma
Ses.410
Zamanda boşluk oluşunca hatırlamak da kabullenmek de anlamak da zor oluyor aramızda. Niyeti görmek bi yana, görmeden olumsuza yönelmek tam benlik hareketler zaten. Çelişkinin bu denlisi benim aklımın almayacağı bir şey çünkü. Hatta bu kadar çelişki, yaklaşım farkı beni tamamen çıkmaza sokuyor. Bilerek davranıyorsan bana böyle, çok ayıp. Ama doğal yollarla böyle oluyorsa, bilinçsizce böyleyse, bu daha da ayıp. Belki de değil bilmiyorum. Zaten bu yüzden bişey olmuyor. Bu yüzden asla aşamadığım bi duvar var aramızda, bizzat ellerimle koyduğum. Ama ilk fırsatta seni de hiç acımadan harcayacağım. Üzgünüm. Sanki hiç şefkat yokmuş gibi harcayacağım. Yine üzgünüm. Hatta hep üzgünüm ve böyle kalacağım.
21 Haziran 2016 Salı
Ses.409
Tesadüf ki, ta 1 ay evvel yazdığım Suspended in Whiteness'ın sözlerini gördüm, sayfayı açtığımda kulağımda çalarken şarkı :) Çok hoşuma gitti. Devamlılığımı yeniden fark ettim, eksik de olsa.
Ben yine dertliyim ha. En büyük sorunumla başbaşayım. Şefkat. Sanırım beni öldürecek bu hissin fazlası. Vücudum yanacak gibi oluyor çünkü artık. Görmek istemediğim insanı, gördüğüm andan sonra, gitmesin istiyorum yanımdan. Hiç bişey yapmasak da olur. Saatlerce, günlerce, yıllarca dursun yanımda. Kokusu değsin burnuma yeter. Çünkü uzun boşluk olunca hayatımızın en son kesişmesinden bu yana, o kısımlar beni korkutmaya başlıyor. Korkacak bişey olmasa bile. O boşluğa tanık olmamak, olamamak ile ilgili takıntım, yanımdan hiç ayrılmaman gerekirken yok olmandan ötürü oldu sanırım. Nedenini sormak artık saçma olur, çok uzun zamanlar çünkü. Hesabı tutulamayacak kadar hemde. Anlatıldığında da ileriye dönük bi etkisi olmayacaksa bir de, hiç bahsetmeye gerek yok. Ama çok üzülüyorum o anların olmamasına. O anların başkalarına ait olması, nefes almamı bile engelleyecek kadar yük oluyor boğazımda. Geçecek umarım. Vahşice de olsa geçecek. Ama biliyorum, şefkat, hem de en büyüğünü sana beslediğim, beni mahvedecek.
Ben yine dertliyim ha. En büyük sorunumla başbaşayım. Şefkat. Sanırım beni öldürecek bu hissin fazlası. Vücudum yanacak gibi oluyor çünkü artık. Görmek istemediğim insanı, gördüğüm andan sonra, gitmesin istiyorum yanımdan. Hiç bişey yapmasak da olur. Saatlerce, günlerce, yıllarca dursun yanımda. Kokusu değsin burnuma yeter. Çünkü uzun boşluk olunca hayatımızın en son kesişmesinden bu yana, o kısımlar beni korkutmaya başlıyor. Korkacak bişey olmasa bile. O boşluğa tanık olmamak, olamamak ile ilgili takıntım, yanımdan hiç ayrılmaman gerekirken yok olmandan ötürü oldu sanırım. Nedenini sormak artık saçma olur, çok uzun zamanlar çünkü. Hesabı tutulamayacak kadar hemde. Anlatıldığında da ileriye dönük bi etkisi olmayacaksa bir de, hiç bahsetmeye gerek yok. Ama çok üzülüyorum o anların olmamasına. O anların başkalarına ait olması, nefes almamı bile engelleyecek kadar yük oluyor boğazımda. Geçecek umarım. Vahşice de olsa geçecek. Ama biliyorum, şefkat, hem de en büyüğünü sana beslediğim, beni mahvedecek.
29 Mayıs 2016 Pazar
Suspended In Whiteness
Soon after the awakening
I flew up in the air
I was a snowflake floating
Through my heavenland
As light as a feather
An ash
Like a grain of sand
From the white desert
And the misplaced time
I really need to find
I was a drop of water
From the pool of life
Since my burden's gone
I am the calm inside
This heaven makes me light
The sudden flashback stirs in my head
I see the boat
I see the ferryman
Recall my choice
Recall the words he said
So where the heaven am I now?
Where the heaven am I?
I don't feel alive
I don't feel alive
I feel nothing
My lips are tightly sealed
My mind is blank
And every part of me is paralyzed
The scattered bits of my consciousness
Are suspended in the whiteness
Another stage of my path
I don't feel alive
I don't feel alive
I feel nothing
I flew up in the air
I was a snowflake floating
Through my heavenland
As light as a feather
An ash
Like a grain of sand
From the white desert
And the misplaced time
I really need to find
I was a drop of water
From the pool of life
Since my burden's gone
I am the calm inside
This heaven makes me light
The sudden flashback stirs in my head
I see the boat
I see the ferryman
Recall my choice
Recall the words he said
So where the heaven am I now?
Where the heaven am I?
I don't feel alive
I don't feel alive
I feel nothing
My lips are tightly sealed
My mind is blank
And every part of me is paralyzed
The scattered bits of my consciousness
Are suspended in the whiteness
Another stage of my path
I don't feel alive
I don't feel alive
I feel nothing
10 Mayıs 2016 Salı
Ses.408
Içimde büyüyen "yetememe" hissi, benliğim olmaya başlıyor. Kendime hakim olamıyorum. Titriyorum. En çok kendi sesimi duyuyorum, hiç durmadan ihtimaller yaratıp, her birini daha bir önceki fikrimi var etmeden öldürüyorum. Elime ne geçiyor? Panik.
Kocaman, engel olamadığım, içinden çıkamadığım. Kendimi dışarıdan görebiliyorum ama sakinleşemiyorum. Değişik yöntemler deneyeceğim mecburen, her biri en fazla nefes almak kadar zararlı.
--
Bahsetmem gerekli ayrıca. Bütün bunlar yalnız benim eserim, maruz bırakılarak da olsa, benim yarattığım tepkim. Yalnız benim. Ama bana etki edenleri, ileride tek tek bulup çok canlarını yakacağım.
En yakınımdan en uzağıma.
Hepsini.
Kocaman, engel olamadığım, içinden çıkamadığım. Kendimi dışarıdan görebiliyorum ama sakinleşemiyorum. Değişik yöntemler deneyeceğim mecburen, her biri en fazla nefes almak kadar zararlı.
--
Bahsetmem gerekli ayrıca. Bütün bunlar yalnız benim eserim, maruz bırakılarak da olsa, benim yarattığım tepkim. Yalnız benim. Ama bana etki edenleri, ileride tek tek bulup çok canlarını yakacağım.
En yakınımdan en uzağıma.
Hepsini.
28 Nisan 2016 Perşembe
Ses.407
Bugün beklerken/otururken parkta (2 saat evveli falan) fark ettim ki, hiç gelmeyecek olanı, gelme ihtimali bile olmayanı, gelip gelmemek ile asla ilgilenmemiş olan ve ilgilenmeyecek olanı beklemek, ummak, hayal etmek benim 6 yılımı almış benden. Belki de 10. Her yürüdüğüm sokağa, her dinlediğim şarkıya, her baktığım banka, seni, sizi anlamlandırmışım.
Ne yazık, bana..
Şu an bile yazık, bunları hala düşünebiliyorum diye.
Ama bi farkı var sanırım. En azından fark ettiğim bir şey var 1 aydır falan. Artık dram istemiyorum. Artık bilinmezlik, artık gizem, artık giz, artık bunları istemiyorum. Bi 10 yıl daha veremem kimseye, zaten elimde çok fazla 10 yıl yok. Şarkılarım, sokaklarım, ışıklarım benim olacak yine. Olmalı.
Çok ayıp çünkü, sizden duyduğum en sabit cümle olan " Ben zaten devam ediyorum hayatıma" lafları. Neden ayıp? Biliyorsunuz ben, zaman zaman, hepinize aynı şeyleri vermeye çalıştım. Başta kendimden başka hiç bişey değilken, sizi yaşatmaya çalıştım içeride ve en derinde. Ama ne zaman yalnız bırakılsam, o yada bu sebeple, siz o kadar fazla oldunuz ki, kendimi arar oldum. Hep. 10 yıl böyle böyle geçti gitti. Sorsalar hiç mi iyi şeyler olmadı diye, cevap veremem. Keder beni hep içinde tuttu ve en mutlu anlarımda bile yaşattı kendini bana. Artık istemiyorum dostum. Sizin hatıralarınızı, sizin imgelerinizi, sizin sanrılarınızı istemiyorum. Zaten bir çoğunuza ait olanı yaşayarak atlattım ama artık en tazelerini bile istemiyorum. Yaşamak istiyorum, aynen, hepinizin, birbirinizi hiç tanımamış olmanıza rağmen en ortak cümlelerinizle bana söylediğiniz gibi, hayatı. Hiç birinizi birleştirmedim biliyor musunuz? Hiç birinize kötü davranmadım, sizin için kötü şeyler söylemedim, sizden bahsederken bile şefkat hep belirgindi. Ama artık yeter. Her şey eskisi kadar naif olabilir, şefkat dolu olabilir. Ama sizden bahsetmeyeceğim. Sizi hatırlamayacağım. Sizi anmayacağım. En azından hatıralarınızı içerir şekilde. Siz, olması gerektiğinden fazla olmayacak şekilde, birer eski insan olacaksınız. Yıllar önce tanısaydım bana bu fikri veren arkadaşlarımı, belki daha huzurlu yaşayacaktım. Yapacak bişey yok. Geçmişten öğrendiğimle kalacak buralar. Yeni hayatları daha mutlu ve huzurlu yaşayacağım. Yaşayamamak, bitirememek, başlayamamak yok artık.
---
Pek tabi doğam gereği içimden hiç çıkmayan "depresyon" halinin getirdiği küçük karamsarlıklardan beslenmeden bekleyemem. Buraya daha kararmsar, daha acı dolu şeyler yazmaktan alıkoyamam kendimi.
Ne yazık, bana..
Şu an bile yazık, bunları hala düşünebiliyorum diye.
Ama bi farkı var sanırım. En azından fark ettiğim bir şey var 1 aydır falan. Artık dram istemiyorum. Artık bilinmezlik, artık gizem, artık giz, artık bunları istemiyorum. Bi 10 yıl daha veremem kimseye, zaten elimde çok fazla 10 yıl yok. Şarkılarım, sokaklarım, ışıklarım benim olacak yine. Olmalı.
Çok ayıp çünkü, sizden duyduğum en sabit cümle olan " Ben zaten devam ediyorum hayatıma" lafları. Neden ayıp? Biliyorsunuz ben, zaman zaman, hepinize aynı şeyleri vermeye çalıştım. Başta kendimden başka hiç bişey değilken, sizi yaşatmaya çalıştım içeride ve en derinde. Ama ne zaman yalnız bırakılsam, o yada bu sebeple, siz o kadar fazla oldunuz ki, kendimi arar oldum. Hep. 10 yıl böyle böyle geçti gitti. Sorsalar hiç mi iyi şeyler olmadı diye, cevap veremem. Keder beni hep içinde tuttu ve en mutlu anlarımda bile yaşattı kendini bana. Artık istemiyorum dostum. Sizin hatıralarınızı, sizin imgelerinizi, sizin sanrılarınızı istemiyorum. Zaten bir çoğunuza ait olanı yaşayarak atlattım ama artık en tazelerini bile istemiyorum. Yaşamak istiyorum, aynen, hepinizin, birbirinizi hiç tanımamış olmanıza rağmen en ortak cümlelerinizle bana söylediğiniz gibi, hayatı. Hiç birinizi birleştirmedim biliyor musunuz? Hiç birinize kötü davranmadım, sizin için kötü şeyler söylemedim, sizden bahsederken bile şefkat hep belirgindi. Ama artık yeter. Her şey eskisi kadar naif olabilir, şefkat dolu olabilir. Ama sizden bahsetmeyeceğim. Sizi hatırlamayacağım. Sizi anmayacağım. En azından hatıralarınızı içerir şekilde. Siz, olması gerektiğinden fazla olmayacak şekilde, birer eski insan olacaksınız. Yıllar önce tanısaydım bana bu fikri veren arkadaşlarımı, belki daha huzurlu yaşayacaktım. Yapacak bişey yok. Geçmişten öğrendiğimle kalacak buralar. Yeni hayatları daha mutlu ve huzurlu yaşayacağım. Yaşayamamak, bitirememek, başlayamamak yok artık.
---
Pek tabi doğam gereği içimden hiç çıkmayan "depresyon" halinin getirdiği küçük karamsarlıklardan beslenmeden bekleyemem. Buraya daha kararmsar, daha acı dolu şeyler yazmaktan alıkoyamam kendimi.
24 Nisan 2016 Pazar
Ses.406
Daha fazla plan, daha fazla hayal, daha fazla ihtimal. Tam olarak içinde olduğum günlerin başlığı bunlar olabilir. Güzel şeylere gebe planlar tabi bunlar, o yüzden rahat hissettiriyor.
---
Yazmış olmak için yazmak cidden zormuş. Ama yine de yazabileceğim bissürü şey yaşamış olmak beni iyi hissettiriyor. Neden yazmıyorum peki? Üşeniyorum, dönüp bakınca hatırlamak istemiyorum, hatırlayıp o anların dramasını tekrar yaşamak istemiyorum. O yüzden, daha fazla bişey değil yani.
---
Yazmış olmak için yazmak cidden zormuş. Ama yine de yazabileceğim bissürü şey yaşamış olmak beni iyi hissettiriyor. Neden yazmıyorum peki? Üşeniyorum, dönüp bakınca hatırlamak istemiyorum, hatırlayıp o anların dramasını tekrar yaşamak istemiyorum. O yüzden, daha fazla bişey değil yani.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)